|
AV TURİZMİNİN HUKUKSAL AÇIDAN İNCELENMESİ |
|
|
|
Pazartesi, 16 Nisan 2007 |
|
Sayfa 8 Toplam: 11
Yurdumuzda yabancı uyruklu kişilerin avlanmaları.
Avcılıkla ilgili genel hükümler (diğer yasaklar, kısıtlama ve izinler; silahların nakil vasıtalarıyla taşınması; av suçlarında el konulan av hayvanlarının değerlendirilmesi, özel avlaklar; tazminatlar ve fahri av müfettişliği) ile ilgili uygulama esaslarını belirlemekle görevli bir komisyondur. Komisyonun 1999-2000 Av Dönemi ile ilgili kararları 27.05.1999 tarih ve 64 sayılı karar numarası ile alınmış ve 3.6.1999 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kararlar genel hatları ile yukarıda sıralanan konuları içermektedir.
Merkez Av Komisyonu’nun 1999-2000 Av Dönemine İlişkin aldığı kararlara göre, 3167 sayılı Kara Avcılığı Kanunu‘nun 2. maddesinin 2. fıkrasına giren av hayvanları avlanma sürelerine göre üç gurupta toplanarak her grubun avlanma zamanı tespit edilmiş ve o süreler dışında avlanmanın yasak olduğu belirtilmiştir.
Avına tespit edilen süreler içinde izin verilen av hayvanlarının avcı başına, bir av günü için avlanabilecekleri av hayvanı miktarı; tilki tavşan ve sansar için 1 er adet; ada tavşanı, kınalı keklik ve kum kekliği ve çulluk için 2’şer adet; bağırtlak, sakarmeke ve yaban kazı için 3’er adet; yaban ördeği için 4 adet; bıldırcın için 10 adet, üveyik güvercin ve avına izin verilen diğer türler için ise 8’er adet ile sınırlandırılmıştır. Ancak, uygulamada avlanabilecek av hayvanları miktarlarına uyulmadığı gibi; av takvimine de uyulmamaktadır. Bu yasakları devletin kolluk güçleri aracılığı ile tam olarak uygulayabilmesi bir taraftan cezaların caydırıcılığına, diğer taraftan halkın bu konuda eğitilip bilinçlendirilmesine bağlıdır. Bugün için yukarıda belirtilen koşullar var olmadığına göre bu yasakların uygulanması da pek olası gözükmemektedir.
Kara Avcılığı Kanunu’nun 2. maddesinin üçüncü bendine göre avı yasaklanarak koruma altına alınmış olan hayvanlar ile aynı kanunun 3. ve 5. maddeleri ile Merkez Av Komisyonu’na verilen yetkiye dayanarak bu av mevsimi için korunmaya alınan memeli hayvanlar ve kuşlar familyası ve türleri de tespit edilerek bir liste halinde belirtilmiştir. Söz konusu listede belirtilen hayvanların avlanmaları yakalanmaları ve nakledilmeleri yasaklanmıştır. Ancak, söz konusu listede yer alan bazı hayvanların tarıma ve mala zarar vermeye başlamaları halinde avlanmalarının zarar mahallinde belirlenerek avlanmasına Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü tarafından izin verilebileceği belirtilmiştir.
Vahşi hayvanların yaşadıkları bölgede barınabildikleri zaman insanlardan uzak durduğu gerçeği göz önüne alınacak olursa yaşadıkları bölgeye sığmayacak kadar aşırı çoğalmadıkları sürece tarıma yada mala zarar vermeyeceği söylenebilir. Dolayısıyla, söz konusu hayvanların tarıma ya da mala zarar vermesini beklemeden, doğanın kaldırabileceği üst sınır belirlenip hayvanların sayısı bu üst sınırı aşmayacak şekilde av turizmi yapılabilir
Türkiye’de koruma çalışmaları, tür koruması ve alan koruması şeklinde uygulanmaktadır. Koruma çalışmaları sonucunda Antalya-Düzlerçamı’nda bulunan ve sayıları 1966’da 7 adet olan ala geyik sayısı bugün 700’e, Konya-Bozdağ’da bulunan Anadolu yaban koyunu sayısı 25’den 2000’e ulaşmıştır. Türkiye’de av hayvanlarının korunması ve üretilmesi amacıyla kurulan çok sayıda yaban hayatı koruma sahası bulunmaktadır (Ege: 1996,124). Ancak, hayvanların korunması ve çoğaltılması çalışmalarında bilimsel yöntemlerden yeterince yararlanıldığı söylenemez. Konya Dağ Koyunu’nda olduğu gibi ya koruma alanı ilan edip tel örgüyle çevriliyor, hiçbir genetik araştırma yapmadan kendiliğinden çoğalmaları bekleniyor yada koruma alanı ilan edilip avlanmak yasaktır tabelası dikildikten sonra o alanla hiç ilgilenilmiyor.
1999-2000 av mevsiminde de kurt, çakal, yaban domuzu, kuyruk süren, saksağan ve kargaların bütün bir yıl avlanmaları serbest bırakılmıştır.
3167 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’na göre de zararlı hayvan olarak kabul edilen ve avlanmalarının her zaman serbest bırakıldığı bu hayvanların Merkez Av Komisyonu da zararlı olarak kabul etmektedir. Oysa, daha önce de belirtildiği gibi doğada zararlı hayvan diye bir olgu yoktur ve doğa bir denge üzerine kuruludur. Hayvanlar ancak yerleşim bölgelerine oranla aşırı sayıda çoğaldıkları zaman ya da yerleşim bölgeleri kentleşme, tarım alanı açma, çevre kirliliği vb. nedenlerle küçüldüğü zaman yaşamalarını sürdürebilmek için çevreye zarar vermeye başlarlar. Diğer bir değişle insanoğlu doğayı görünüşte kendi lehine kullandığı ve doğada yaşayan diğer canlıları dar alanlara hapsettiğinde, doğaldır ki hayvanlar bu alana sığmayacak ve bir zamanlar yaşam alanları olan bölgelerdeki insan unsuru için tehlike arz etmeye başlayacaktır. Gerçekte bu gelişme uzun vadede sadece diğer canlılar için değil insanoğlu için de tehlikeli bir gelişmedir. Dolayısıyla, insanoğlu kendi refahını artırırken, bu refahı sürekli kılabilmek için tüm canlıların yaşam hakkı olduğu bilinciyle doğal dengenin korunmasına azami özeni göstermelidir. Doğal dengenin korunmasında ki temel ölçüt nüfus artışı olmalıdır. Nasıl ki insanoğlu kendi nüfusunu kontrol etmek için nüfus planlaması uygulamaya çalışıyorsa hayvanlar için de nüfus planlaması uygulamalıdır. Hayvanların nüfus planlaması için kullanılabilecek araçlardan bir tanesi koruma programları ise, diğeri de avlanmalarına izin verilmesidir.
Merkez Av Komisyonu’nun 1999-2000 yılına ilişkin aldığı kararlarda yasaklanan avlanma yöntem ve şekilleri de ayrıntılı biçimde tespit edilmiştir. Yine, söz konusu kararlarda avlanmanın yasaklandığı avlanma alanları da geniş bir biçimde ele alınmıştır. Ancak, yasaklanan bu avlanma usullerine de tam olarak uyulduğu söylenemez. Bunun nedenleri ise; cezaların yetersiz oluşu, yasaların uygulanamayışı yada uygulanmayışı ve yetersiz denetimdir. Örneğin, projektör, far, lüks gibi araçlarla ve zehirle avlanmanın yasaklanmasına karşın köylerde traktör farlarıyla yapılan tavşan avı ve en son Kayseri’deki tilki katliamında olayda da görüldüğü gibi zehirle avlanma devam etmektedir.
Söz konusu yönetmeliğin 14. maddesine göre seyahat acentaları, yaptıracakları avlar için, avlakların bağlı bulunduğu Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Başmühendisliğine veya Orman işletme Müdürlüğü’ne Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü’nce verilen özel avlandırma izin belgesini göstermek, kontrol ve denetim amacıyla av partisine refakat etmek üzere Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Başmühendisliği’nce veya Orman İşletme Müdürlüğü’nce görevlendirilecek orman Muhafaza Memuru veya ilgili personeli almak zorundadırlar.
Bu maddedeki hüküm Av Turizmi Yönetmeliğinin ilgili maddelerinde belirtilen seyahat acentalarının düzenleyecekleri büyük ve küçük avlarda kılavuz bulundurmaları hükmü ile çelişmektedir. Ancak, Av Turizmi Yönetmeliği’nin kılavuzla ilgili hükümleri pratikte zaten uygulanmadığından, bu madde pratiğe kanuni bir dayanak teşkil etmektedir.
Merkez Av Komisyonunun 1999-2000 yılı av mevsimine ilişkin belirlediği av turizmi esasları ve alınan kararlar ise şöyledir:
Madde 18. Av turizmi organizasyonları kapsamına alınan türlerin avlanma süre ve yerleri ile bunların avlanmasına ilişkin ava katılma ve avlanma ücretleri ve gerekli görülen bazı uygulama esasları aşağıda belirtilmiştir.
|