Yakın Atışlar
Salı, 01 Mayıs 2007

YAKIN ATIŞLAR VE İSABET

 

Uzak atışlar genellikle balistik bilgiyi ve beceriyi, avcının silahına yatkınlığını gerektirir. Yakın atışlar ise, avcının çabukluğuyla, cesaretiyle, refleksleriyle ve yine avcının silahına yatkınlığıyla  doğru orantılıdır. Yakın atışlar görünüşte kolaydır. Tek mahzuru uçara atar gibi çabuk çabuk ve dart ederek atacağınız pozisyonların çoğunluğudur. Malum yivlide genellikle göz-gez-arpacık yada göz-dürbün açılımı kaçınılmazdır. Çok nadir nişansız atılır. Oysa yivsiz bir tüfekte genellikle nişan alınmayıp “dart atış” dediğimiz sistemle atış yapılır. Bu yüzden yivli tüfekle yakından av vurmak daha zordur. Öyle ya uzak atışlarda genellikle nişan ve atışınızı ayarlamak için vaktiniz vardır. Silahınızı bohçalarsınız ya da ayakları varsa (bipod) açarak tam destekli atabilirsiniz.

Yakın atışları yapmadan önce durduğunuz yerde hayvanın nereden çıkacağını kestirmeye çalışın ve kestirdiğiniz noktalara silahınızı omuzlayarak hayvan geliyormuş gibi nişan alın. Böyle yakın mesafelerde çoğu zaman önleme yapmanıza bile gerek kalmayacaktır. Ancak 50 ve 100 metre arasında yine de bir miktar önleme yapmanızda yarar vardır. 100 metre üzeri atışlarda zaten gerekli önlemeleri yapmak kaçınılmazdır.

 

Bir büyük av avcısının tek yanılgısı atacağı hayvanın kollarını bacaklarını ve boynunu yanlış hesaba katması ya da göz önünde bulundurmasıdır. Özellikle ayı ve yabandomuzunun haricinde, diğer hayvanların kol-bacak ve boyunları hiç bir zaman dikkate alınmaz. Hayvanın vücudu bir dikdörtgen olarak görülür ve her zaman dikdörtgenin ön tarafına (kafa tarafı) atılır. Gerekli önlemeler büyük avda hiç bir zaman  kafaya göre verilmez. Her zaman hayvanın göğüsü hesap edilerek önleme verilmelidir. Kafaya göre önleme vermek boyunlu hayvanlarda kurşunun kafa arkasından ve sırtın üzerinden geçip gitmesine sebep olacaktır. Yakın atışlarda birinci atıştan sonra hayvanın vurulduğuna kanaat getirseniz dahi duraksamadan ikinciyi hatta üçüncüyü atın. Ta ki hayvan yıkılana kadar. .

 

Genellikle orman avlarında ağır hızda dolular tercih edilir. Hatta bu ağır hızdaki çekirdeklerin uçları, yağmur damlalarından ve otlardan, çalı-çırpılardan etkilenmeyecek şekilde uygun mataryelle kaplanmış olması lazımdır. Yüksek  hızdaki çekirdekler genellikle ormanlık alanlarda kullanılmazlar. Çünkü bu tip hızlı çaplarla atılan çekirdekler bırakın otu-çalıyı yağmur damlasından dahi etkilenip un ufak olabilirler. Ayrıca seçilen çekirdekler, özellikle yabandomuzu için mümkün olduğunca ağır gramajda ve Round Nose (yuvarlak uçlu), hayvanda fazla tahribat yapan ve dağılmadan güzel mantarlaşan cinsten olmalıdır. Yivsiz silah kullanılacaksa bu silahın 12 numara ve üzeri olmasında her zaman fayda vardır. Bu silahlarla şevrotin dediğimiz halk arasında "dokuzlu" tabir edilen doluları kullanmaktan kaçınmalıdır. Bu tür doluları ancak ve ancak yaralı hayvan takibinde ya da orman içerisinde sık yerlerdeki takiplerde yakın karşılaşmaları bertaraf için kullanılmalıdır. Çünkü bu tip dolular yakın uzak demeden kullanılmakta ve çoğu hayvanın yaralı gitmesine sebep olunmaktadır.

 

Dolayısıyla böyle avlarda tek kurşun doluları kullanılmasına özen gösterilmeli ve bu tür dolularla isabet kaydetmek için bol bol çalışılmalıdır. Çeşitli firmaların değişiklik gösteren doluları bulunduğundan en iyisi kendinize göre bir dolu tesbit etmeniz ve tüm avlarınızı ve antrenmanlarınızı aynı doluyla yapmanızdır

 

Büyük avda atılacak bölge kalp-ciğer bölgesi dediğimiz 45cm karelik bölgedir. Özellikle bu bölgenin ciğer tarafına nişan almak ıskalama riskini azaltacaktır. Sadece kalbe atış yapmaya çalışmak ise isabet yüzdesini azaltacaktır. Çünkü kalp bölgesinin büyüklüğü çoğu hayvanın kafasının ancak üçte birisi kadardır. Dolayısıyla kalpten vurmaya çalışmaktansa biraz daha üst arkaya doğru yani ciğere doğru atılmasında fayda vardır. Bu bölgelerin yanında kafa ve boyun atışları da muteberdir. Trofesi bozulmayacak hayvanlarda kafaya atılabilse de en çok tercih edilen bölgeler boyun-kalp ve ciğer bölgeleridir.

 

 Her avcı attığı hayvanın neresine attığını ve vurduysa hayvanın neresinden vurulduğunu bilmelidir. Ancak bazı durumlar vardır ki, acele bir atışın ardından hayvanın vurulup vurulmadığı dahi anlaşılmadan hayvan kaybolup gider. İşte burada hayvanın izinden ve bıraktığı kandan neresinden vurulduğunu tesbit etmek gerekir. En önce attığınız hayvanın vurulup vurulmadığı anlamadan kesinlikle peşini bırakmayın. Attığınız her hayvanı mutlaka en az 200 metre takip edin ve izlerinde bir gariplik olup olmadığını, yerde kan olup olmadığını kontrol edin. Tam emin olduğunuzda takibi bırakın. Bu bilgiler doğrultusunda, hangi vuruşlarda* hangi sonuçlar doğar birlikte göz atalım:

 

Kafa-Boyun Vuruşu : Bu gibi durumlarda hayvan olduğun yere yıkılır. Koşma anında vuruldu ise takla atarak kalır.

Göğüs-Akciğer Vuruşu : Kurşunu yediği anda kalır. Biraz debelenir ve 1-2 dakika içinde ölür. Şayet avcıyı gördü ise o hızla gider ve az ileride durur. Ölüme direnir. Genellikle arka ayağını şiddetle teper. Ancak bu koşu ormanda ise takip etmek gerekir. Hayvanın bu bölgeden vurulduğu bıraktığı açık kırmızı renkli, köpüklü kan izinden anlaşılır. Böyle bir iz bulduğunuzda mutlaka takip edin hayvanı kesin olarak ölü bulursunuz.

Kalp Vuruşu : Böyle durumlarda hayvan vurulmamış gibi yoluna devam eder ve aniden ölür. Yine sizi gördüyse hızını arttırır, dolayısıyla artan hızı neticesinde biraz daha ileride ölür. Bıraktığı koyu kırmızı kan sizin için işin bittiğinin habercisidir.

Karın Vuruşu : Karından vurulan hayvan devamlı karnını yukarı çekerek yürür ve bir iki adımda bir durur. Yaralanan hayvan yabandomuzu ise ve sürü içerisinden vurulduysa, sürüye karışmaya çalışır. Ancak geri kalır. Çoğu zaman durarak ve oturarak bekler. Dolayısıyla yetişmeniz kolaydır. Ancak tek mahzuru kan dökme olasılığı zayıftır.

Omurga Vuruşu : Böyle bir isabet alan hayvan yatalak gibi düşer ve çevresinde dönmeye başlar. Ayaklarına kumanda edemediği için sürünür. İki ön bacağı ile kendini çeker. Ffazla yaklaşırsanın yabandomuzu ise saldırmaya kalkışır. Böyle durumlarda oyalanmadan ikinci kurşunla ızdırabına son verilmesi gerekir.

Alt Mide ve Bağırsak Vuruşu : Vücudunun arka kısmını arasıra çekmesinden başkaca vurulduğunu hissettirmez. Hayli gider. Sonuçta ölür. Ancak fazla yol almıştır. Böyle durumlarda yukarıda izah ettiğim gibi hemen ikinciyi-üçüncüyü yollayın. Yine de gittiyse bir müddet yarasının soğuması için bekleyin ve sonra takibe başlayın. Bu durumda vurulmuş hayvan bazan kirli kan ve bağırsak parçaları bırakabilir. Bu tip hayvanlar çok uzunca takip edildiği halde bulunmayabilir. En iyisi iyi iz takip eden bir köpek kullanmak olabilir.

Bacak Vuruşu : Attığının kurşun hayvanın her iki bacağını (ön veya arka farketmez veya bir ön bir arka gibi) kırdıysa hemen yıkılır ve ayağa kalkamaz. Korku   ve hışımla etrafına bakar. Kendisini sürüklemeye çalışır. Hemen yetişip vurulması gerekir. Ancak herhangi bir bacağı kırıldı ise durmaz kaçar. Kırık bacağını sallaya sallaya kaçmaya çalışır. Böyle durumlarda biraz bekleyip takibe çıkılır. Hayvan çoğu zaman bir müddet ileride saklanabileceği bir yerde yatar. Bu yerler tahmin edilerek seszizce yaklaşılmalı ve hayvan vurulmalıdır. Ancak çoğu zaman yaklaşmanıza izin vermeyerek siz uzaktayken kalkıp gider. Bu durumu da göz önüne alarak planlı bir şekilde yaklaşma yapmanız gerekir.

Et Yaraları, Sıyırmalar : Boyun, sırt, kalça,  bacak yaralanmaları ve sıyırmalar halinde yaranın ağır olduğuna kanaat getirdiyseniz ve de çok kan izi varsa bir müddet bekleyip iz takibine başlayın. Eğer tahmin ettiğiniz gibi yara ağır ve kan kaybı çoksa biraz ileride hayvanı ölü olarak bulmanız olasıdır. Ancak kurşun kaba yere girdiyse ve sadece sıyırdıysa hayvanın iyileşme olasılığı dahi vardır ve takiple yakalamanız hemen hemen olanaksızdır.

Burun, Çene Vuruşu : Attığınız yerde diş, çene kemiği parçaları varsa hayvanın kalma ihtimali zayıftır. Hayvan büyük acısına rağmen uzaklaşır. Ancak ileride beslenemeyeceği için ölme ihtimali büyüktür.